LOS FANTASMAS de GOYA
sinemadan çıktığımda ruhum bedenimde değildi..
hani yağmurlar yağar ya bazen..
hani gök gürler ya arkasından..
hani şimşekler çakar peşinden..
İşte öyle bir şey..
işte öyle bir şey..
bir yönetmen neden çekeceği filmin temasını, hala
taa 1792’den seçer, hiç düşündünüz mü? 215 yıl geçmiş..
hatta oturur, jean-claude carriere ile birlikte senaryosunu yazar?
adı goya’nın hayaletleri olsun diye mi?
filmin konusunu, adından dolayı goya sananlar,
e goya’dan bahsedeceksen doğal olarak o yıllara döneceksin diyordur şimdi bana..
ama film goya hakkında değil.. elbette çok önemli bir ayrıntı filmde goya, ama ayrıntı.. aynı senaryo, o dönemde yaşayan isimsiz bir ressamla kurgulansaydı da çarpıcılığını korurdu..çünkü mükemmel bir öykü, müthiş bir kurgu..
ama benim derdim filmin reklamını yapmak değil!
benim derdim; insanlar tarihlerini hiç unutmuyor, unutturmuyor!
üzerinden 200 sene de geçse,
dinin bir toplumda ne kadar tehlikeli bir güç olabildiğini,
dindarlık kavramının hangi uç noktalara taşındırılabileceğini,
savaş, işgal ve işkencenin nasıl birşey olduğunu,
Fransız İhtilalinin, iyi ve kötü neleri yerle bir ettiğini,
sanatçının gücünü ve kaderini,
tüm hayatını şerefsizce yaşayan birinin bile ölürken nasıl asilleştiğini,
bazen delirmenin inceliğini,
ve daha birçok detayı ortaya koyuyor..
tekrar tekrar anlatıyorlar ki unutulmasın!..
detaylar o kadar çok ve o kadar anlamlı ki,
bir daha yaşanmasın!..
herşeyi ama herşeyi anlatıyor..
anlatıyor derken, öyle Battal Gazi’nin İntikamı gibi bir anlatımdan söz ettiğim sanılmasın, sizi koltuğa çakıyor resmen..ve çağdaşlığın değeriyle vuruyor sizi..
hem kalbinizden hem beyninizden..
bir de bizim senaryolarımızı düşündüm sonra..
garip bir duygu çöktü omzuma..
hani eski bir resme bakarken..
hani yılları sayar da insan..
hani gözleri dolar ya birden..
işte öyle birşey..
onca şanlı bir kurtuluş destanı yazmışız ama hep kitap harfleriyle..
tarihimizde yaşananlar ne kadar çarpıcı, ama aktarım hep yalıtkan..
acılarımızı, mücadelemizi,başardıklarımızı hep sayılarla ifade etmişiz,
gençler tarihi matematiğin bir kolu sanıyor..
demokrasi büyük sayılarda..
ekonomimiz sayısalca istikrarda..
anayasamızın bile kaç madde olmalısını tartışıyoruz..
Atatürk’ün yaptıklarını 1,1 yok ediyoruz..
yerimizde sayıyoruz..
geri sayım yapıyoruz..
hani ıssız bir yodan geçerken..
hani bir korku duyar da insan..
hani bir şarkı şöyler içinden..
işte öyle bir şey..
işte öyle birşey..



0 yorum:
Yorum Gönder